YAŞAM

İşte Cumhuriyetin 101 yıllık yolu

Mustafa Kemal Atatürk'ün "En büyük eserim" dediği Türkiye Cumhuriyeti 101. yılını kutluyor. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla yakılan bağımsızlık meşalesi, aynı coşku ile yanmaya devam ediyor.

Abone Ol

APS HABER / OĞUZHAN ARSLAN - Türkiye Cumhuriyeti, 2024 yılı itibarıyla 101. yaşını coşkuyla, inançla kutluyor.

Anadolu'nun düşman işgalinden kurtarılmasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilan etmesiyle Türkiye tarihinde yeni bir sayfa açıldı, "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" sözü de devlet yönetiminde yerini aldı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla yakılan bağımsızlık meşalesi, Türk milletinin verdiği büyük mücadele sayesinde halen yanmaya devam ediyor.

Yeni Türk devletinin varlığı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile tescillendi.

İkinci dönem TBMM'nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923'te Ankara, Türkiye'nin hükümet merkezi oldu.

CUMHURİYET'E GİDEN YOL

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi: Fransa, İtalya ve İngiltere, Anadolu topraklarını işgale başladı.

13 Kasım 1918 İngiliz Donanması İstanbul'a demirledi.

15 Mayıs 1919 İzmir işgal edildi.

16 Mayıs 1919 Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla Samsun'a doğru yola çıktı.

19 Mayıs 1919 Büyük Önder Samsun'a ayak bastı.

28 Mayıs 1919 Havza Genelgesi yayınlandı.

22 Haziran 1919 Milli Mücadele'nin ön sözü: Amasya Genelgesi: Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

23 Temmuz 1919 Milli Mücadelenin kilit taşı: Erzurum Kongresi: Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

4-11 Eylül 1919 Cumhuriyetin temelleri atıldı: Sivas Kongresi.

27 Aralık 1919 Mustafa Kemal Pasa Ankara'ya geldi.

23 Nisan 1920 TBMM açıldı.

22 Ağustos-13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesi: Yunan ordusu hezimete uğradı.

30 Ağustos 1922 30 Ağustos: Türk ordusunun Kurtuluş Savaşı'nda kazandığı en önemli zafer.

9 Eylül 1922 İzmir'de Yunan ordusu denize döküldü.

11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi imzalandı.

24 Temmuz 1923 Yeni Türk devletinin varlığı Lozan Anlaşması ile tescillendi.

13 Ekim 1923 Ankara, Türkiye'nin hükümet merkezi oldu.

29 Ekim 1923 TBMM'nin Cumhuriyet'i ilan etmesiyle Türk tarihinde yeni bir sayfa açıldı.

LOZAN ANLAŞMASI

Artık mevcut rejimin isminin de bütün açıklığı ile konulması, yeni devletin başkanının seçilmesi gerekiyordu.

O güne kadar devlet başkanlığı görevini, TBMM Başkanı olarak Mustafa Kemal Paşa yürüttü. Diğer taraftan bazı yabancı ülkeler de Lozan Antlaşması'nın onayı için Türkiye'deki yeni devlet rejiminin daha açık şekilde belirlenmesini istiyordu.

27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyetinin istifası ve Meclis'in güvenini kazanacak bir kabine listesinin oluşturulamaması da soruna acil bir çözüm gerektirdi.

"YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ"

Mustafa Kemal Paşa, 28 Ekim 1923 akşamına kadar hükümetin kurulamaması üzerine Çankaya Köşkü'nde arkadaşları için Latife Hanım'a bir sofra hazırlattı.

İsmet Paşa, Ali Fuat Paşa, Halit Paşa, Kemalettin Sami Bey'in de yer aldığı akşam yemeğinde yaşananları Mustafa Kemal Paşa, Nutuk'ta şöyle anlattı:

Gece olmuştu... Çankaya'ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemalettin Sami ve Halit Paşa'lara rastladım. Ali Fuat Paşa, Ankara'dan hareket ederken bunların Ankara'ya geldiklerini o günkü gazetede 'Bir Uğurlama ve Bir Karşılama' başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşmemiştim.

Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa ile Kazım Paşa'ya ve Fethi Bey'e de Çankaya'ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya'ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey'lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum.

Yemek sırasında: 'Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz' dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim. Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz.

Efendiler, görüyorsunuz ki Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabii olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ MESUT, MUVAFFAK VE MUZAFFER OLACAKTIR"

Mustafa Kemal Paşa, o gece İsmet Paşa ile 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını ülkenin bekası için hazırladı.

"YAŞASIN CUMHURİYET"

"Türkiye devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir." hükmünün yer aldığı tasarı üzerinde TBMM'de yapılan konuşmalardan sonra saat 20.30'da oturuma katılan 158 üyenin tamamının oyuyla Cumhuriyetin ilanı kabul edildi. Cumhuriyetin ilanı "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri ve alkışlarla karşılandı.

"EGEMENLİK KAYITSIZ, ŞARTSIZ MİLLETİNDİR"

Böylece yeni devletin yönetim biçimi bütün açıklığı ile ismini almış oldu. Cumhuriyetin ilanı ile "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" ilkesi de artık devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini buldu.

ATATÜRK İLK CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ

Ardından Cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM tarafından yeni Türk devletinin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa konuşmasını, "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır." sözüyle bitirdi.

Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi ve devlet başkanlığı konusu çözüme kavuştu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlendi.

Buna göre, cumhurbaşkanı başbakanı atayacak, başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu uygulamayla, Meclis Hükümeti Sistemi yerine parlamenter rejime geçilmiş oldu.

İLK HÜKÜMETİ İSMET İNÖNÜ KURDU

İlk hükümeti kurmakla İsmet İnönü görevlendirilirken, Fethi Okyar da TBMM Başkanlığı'na seçildi.

Türk halkı, 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günü Cumhuriyet'in ilanını kutladı. 26 Ekim 1924'te yayımlanan kararname ile Cumhuriyet'in ilanının 101 pare top atışı ve düzenlenecek etkinliklerle kutlanmasına karar verildi.

Karar doğrultusunda 29 Ekim 1924'teki etkinlikler, kutlamaların başlangıcı oldu.

Hariciye Vekaleti, 2 Şubat 1925'te bir kanun teklifiyle 29 Ekim'in bayram olmasını önerdi. Teklif, Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan'da karara bağlandı.

"MİLLİ BAYRAM" OLDU

TBMM'de teklifin 19 Nisan'da kabul edilmesiyle 29 Ekim, 1925 yılından itibaren "milli bayram" olarak kutlanmaya başlandı.